YAZILAR

İnsan Kalabilmek

Selamünaleyküm değerli okurlarım

Sözlerime başlarken her birinizi hürmet ve muhabbet ile selamlıyorum. Düşündüm de sizlerle bir yazı çerçevesinde buluşup arz-ı hal etmeyeli oldukça uzun zaman oldu. Bu süreç benim için tam anlamıyla yeni başlangıçların, kâğıt ve kalem ile tekrar buluşmanın süreci oldu. Gelin hep birlikte biraz teknoloji konuşup hasret giderelim. Çaylar, kahveler alındıysa yazıyı aşağıya kaydırıverin sohbetimiz başlasın inşallah.

Her şeyden önce yazmaya ara verdiğim bu süreçte bolca düşünce geliştirecek vaktim oldu. Kitaplar okudum, makaleler üzerinde sıkça mesai yaptım, sözün kısası sizler için hazırlanmaya devam ettim çünkü bir gün sizlere geri döneceğimi biliyordum. Dijitalde konuşacak konu mu? Kaldı. Yaşıyoruz işte, deneyimleyerek öğreniyoruz dediğinizi duyar gibiyim. Dijitalde konu, ailenizin yazarında söz tükenmez değerli gençlerim ve hep genç kalanlarım.

Bugün sizlerle her geçen gün hayatımızda kaybettiğimiz insan gücünü ve robotlaşan dünyayı konuşacağız. Giderek yabancılaştığımız dünya düzeninde yapay zekâ öğretmenler, servis yapan robot garsonlar görmeye başladık ve günden güne sayıları artacağa benziyor.  Nesnelerin interneti, robotik, veri bilimi gibi konuşulmaya açık pek çok alanın gelişmesiyle hayatımıza giren robotlar sizce uzun vadede hayatımızı kolaylaştıracak mı? Yoksa şu sıralar şirin gösterilmeye çalışılan dijital sosyalliğe bizleri mahkûm edip, her birimizi dijitalde sosyal reelde yalnız insanlar haline mi? getirecek.

İsterseniz önce bugünü konuşalım, özellikle pandemi sürecinin ardından dijital toplantılara, bilgisayar başından evde mesai yapmaya, kampüs hayatının dijitale taşınmış olmasına oldukça alıştık ve ilk bakışta bu durum bizlere vakit kazandırıyor gibi dursa da, ne yazık ki edindiğimiz dijital sosyallik ve sürekli olarak kendimizi maruz bıraktığımız ekran, sosyal bir varlık olan insana yeterli gelmiyor. Geldiğimiz noktada arkadaşlarımızla dışarıda bir kahve içmek, kitap sohbeti yapmak, sanat konuşmak lüks halini aldı çünkü dijital sosyal insanın sosyalleşmeye vakti kalmıyor.

Sürekli olarak bir ekrana bakıyor olmak fiziksel birçok hastalığa davetiye çıkardığı gibi psikiyatrik birçok hastalığında tetikleyici unsuru halini alıyor. Durum şimdilerde bu halde iken düşünüldüğü gibi ilerleyen süreçte kendimizi dijital hayatın merkezinde bulduğumuzu varsayarsak neler yapmalıyız?  İlk yapmamız gereken şey bence her şeye inat sosyalliğimizi kaybetmemek olacaktır.

Kendimizi dışarıya atacağız dostlarım. Olabildiğince sosyal olacağız. Bununla birlikte olabildiğince fiziki olarak çalışmaktan, yeni ortamlara girmekten kaçınmayacağız. Evi robot süpürüyor, yemeği akıllı fırın yapıyor diye kendimizi rahatlığa alıştırmayacağız.

Hatırlarsanız akıllı telefonlar çıkmadan evvel hepimiz çevremizden en az bir 20-25 kişinin telefonunu ezbere biliyorduk. Fakat amiral gemi dedikleri akıllı telefonlar çıktı çıkalı telefon zaten hafızasında tutuyor rahatlığıyla günden güne bir iki derken şuan neredeyse hepsini unuttuk. Lütfen insanlığımıza özgü yetilerimize bunu yapmayalım.

Peki, çare bu akıllı cihazları kullanmamak mı? Diyorsun yani, diyeceksiniz şimdi. Dostlar sözün özü teknoloji sizi değil, siz teknolojiyi kullanın.

Sağlıcakla

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

1 Yorum

  1. Mustafa says:

    Kaleminize sağlık, ele aldığınız konu oldukça önemli o yüzden tespitlerinizi de değerli bulduğumu söylemeliyim.
    Sohbet dilini edebi bir üslup içinde yansıtmanız okurlar için keşfedilecek yönler oluşturmaya imkan verecektir. Bu yönde ilerleyeceğinize inanıyorum.

Yorumlar kapalı.